Speech by H.E. Recep Tayyip Erdoğan, President of the Republic of Turkey, at the Opening Session

Değerli kardeşim, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud,
Saygıdeğer Başbakan Ömer Abdireşid Ali,
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Vekili Yan Eliyasın,
Sayın Bakanlar, Ekselansları,
Çok değerli temsilciler,
Hanımefendiler, beyefendiler…
Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor; Türkiye’ye, İstanbul’a hoşgeldiniz diyorum.
Yüksek Düzeyli Ortaklık Forumu’nun, Somali ve tüm bölge ülkeleri için barışa, huzura ve istikarara vesile olmasını diliyorum.
Bu çatı altında iki gün boyunca yapılacak iştişarelerin ve sonuçta alınacak kararların şimdiden Somalili kardeşlerimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Forumun düzenlenmesinde emeği geçen, foruma katkı veren herkese şükranlarımı sunuyorum. 
Bu toplantıda, Somali’nin son yıllarda kaydettiği gelişmeler ile yüzyüze bulunduğu sorunların çözümü noktasında uluslararası toplum olarak bizlere düşen görevleri ele alacağız.
Somali ziyaretlerim vesilesiyle, Somali halkının içinde bulunduğu zor durumu bizzat gören biri olarak toplantımızı önemli görüyorum.
İnşallah bu toplantı, Somali’de bugüne kadar atılan adımları bir üst seviyeye taşıyacaktır.
Değerli misafirler…
İlk defa 2011 yılında ziyaret ettiğim Mogadişu’da yaşanan değişimi 2015 Ocak ayında şahsen görme imkanım oldu.
Somali ayağa kalkmaya, adeta küllerinden yeniden doğmaya çalışıyor.
Cumhurbaşkanı Sayın Mahmud nezdinde Somalili kardeşlerimi gösterdikleri çabalardan ötürü bir kez daha tebrik ediyorum.
Türkiye, Somali halkınının güven ve barış içinde bir hayat sürebilmeleri için destek olmayı sürdürecektir.
Malumunuz Somali kritik bir süreçten geçiyor.
Devletin bütün kurumlarıyla birlikte yeniden yapılandırılması, engellerle dolu, zahmetli ve uzun bir yoldur.
Federal yapının oluşturulması, yeni anayasanın kabulü, seçimlerin yapılması gibi kilometre taşları, her ülkenin tarihinde uzun tartışmaların, gerilimlerin sonunda oluşabiliyor.
Somali Federal Hükümeti’nin ve bölgesel yönetimlerin, kararlarını verirken, Somali’nin geleceğini ve çıkarlarını koruyacağına inanıyorum.
Bu zorlu süreçte Somali’ye destek olmalı, onları asla yarı yolda bırakmamalıyız.
Biz bu desteğimizin bir tezahürü ve dayanışmamızın sembolü olarak, dünyadaki en büyük Büyükelçiliğimizi Mogadişu’da inşa ettik.
İnşallah önümüzdeki dönemde Büyükelçiliğimizi açmak üzere Mogadişu’yu yeniden ziyaret etmeyi arzu ediyorum.
Doğu Afrika’nın en büyük hastanelerinden birisi olan Mogadişu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni geçtiğimiz yıl hizmete açmıştım.
Yine, bir sivil toplum kuruluşumuz tarafından inşa edilen ve tüm tıbbi cihazları temin edilen 100 yataklı kadın ve çocuk hastanesi de önümüzdeki günlerde hizmete girecektir.
Askeri Eğitim Tesisimizin de bu yılın sonlarına doğru faaliyetlerine başlamasını planlıyoruz.
Mogadişu’yu ziyaret ettiğinizde, sivil toplum kuruluşlarımız tarafından işletilen üniversiteleri, okulları, yetimhaneleri, Türk şirketlerinin merkezlerini, TİKA tarafından yapılan yolları, dikilen sokak lambalarını görürsünüz.
Aynı şekilde, desteklerimizle hizmete açılan yollara, hastanelere, havaalanına ve limana şahit olursunuz.
Somali’nin bugün acil ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesi için de, 1000’in üzerinde Somalili öğrenciye burs veriyoruz.
Türkiye, tüm devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla, resmi ve gönüllü çalışanlarıyla, Somali’nin yeniden inşasına omuz veriyor.
Somali, ülkemizin Afrika kıtasına yönelik bakış açısının, bizim Afrikalı kardeşlerimizle kurmak istediğimiz ilişkinin adeta sembolü oldu.
Uluslararası toplumla ve bölge ülkeleriyle işbirliği halinde, inşallah Somali huzura erene, tam bir barış ve istikar ülkesi haline gelene kadar bu çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

Değerli misafirler, kıymetli dostlarım…
Uluslararası toplumun Somali’de daha aktif şekilde sahaya inmesini ve faaliyetlerini artırmasını arzu ediyoruz.
Somali toplumunun içinde yaşayarak, Somali halkını daha iyi anlamak, gönüllerini ve güvenlerini kazanmak önemlidir.
Ayrıca, insani yardımlara, kalkınma projeleri ve yatırımlar eşlik etmezse başarılı olamayız.
Somali’nin gelecekte yardımlara bağımlı olmadan tüm kurumlarıyla işleyen, kendi kaynaklarını kullanabilen ve ekonomik değer üretebilen bir ülke olabilmesi için, kalkınma projeleri ve yatırımlar şarttır.
Somalili kardeşlerimizin günlük hayatlarını rahatlatma ve refah seviyelerini artırma yönünde yapacağımız iyileştirmelerin, ülkenin terör belasından da kurtulmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.
Esasen hepinizin ilgiyle takip ettiği Somali’deki Türk Modeli’nin başarısının altında yatan işte bu anlayışla hareket ediyor olmamızdır.
Uluslararası ortakların da, aynı yaklaşımla Somali’ye destek olmalarını bekliyoruz.

Değerli misafirler…
Çevremizdeki ülkelere baktığımızda, Somali’deki çabaların önemi ve kıymeti çok daha iyi anlaşılacaktır.
İmkânlarla beraber sorunların da küreselleştiği bir dünyada yaşıyoruz.
Bugün hiçbirimizin, ne kadar uzakta yaşanırsa yaşansın, ortaya çıkan dramlara kayıtsız kalması, kendini gelişmelerin dışında tutabilmesi mümkün değildir.
Mesafe ve sınırlar, günümüzde daha önce olmadığı kadar erozyana uğramış,  anlamını yitirmiştir.
Suriye ve Irak’ta yaşanan hadislerde olduğu gibi, terörizm, istikarsızlık ve göç sorununun yüzlerce ülkeyi bir şekilde etkilediğini görüyoruz.
Yıkılan devlet yapılarının yol açtığı savaşlar, karışıklıklar, acılar, gözyaşları, göçler hepimizin gözleri önünde cereyan ediyor.
Derme çatma botlarla umut yolcuğuna çıkan mültecilerin, azgın bir dalgayla sönen hayatları, kıyıya vuran masum bebek bedenleri, parçalanan aileler, yetim ve öksüz kalan çocuklar, asla unutmamamız gereken gerçeklerdir.
Her akşam seyrettiğimiz haberlerde, okudumuz gazete ve dergilerde, sosyal medyada şahit olduğumuz bu acı tablo, Suriye’deki insanlık dramının yansımalarından sadece bir kısmıdır.
Zulmün ve katliamın çok daha büyüğü, çok daha insafsızı, balistik füzelerle, varil ve misket bombalarıyla hemen yanıbaşımızda yaşanıyor.
Bakınız, Suriye’deki yaşanan iç savaş 5’inci yılına girdi.
Şu ana kadar yarım milyon Suriyeli hayatını kaybetti.
12 milyon insan yerini-yurdunu terk etti.
Bunların kimi kendi ülkesinde, kimi başka ülkerlede mülteci durumuna düştü.
Türkiye olarak komşumuzda yaşanan bu drama sessiz kalamazdık.
Nitekim bugün ülkemiz, dinine, diline, etnik kimliğine bakmadan, hiçbir ayrım yapmadan 3 milyonu aşkın sığınmacıya ev sahipliği yapıyor.
Bugün Türkiye, dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumundadır.
Türkiye, aynı zamanda dünyada, milli gelirine oranla, insani kalkınma yardımlarını en fazla artıran ülke olmuştur.
Her zaman ifade etiğim bir hususun altını tekrar çizmek istiyorum…
Türkiye, Suriye meselesindeki bu duruşuyla, küresel vicdanın sesi olmuş, insanlığın onurunu kurtarmıştır.
Bakınız biz bunları, çıkar hesabıyla veya bir karşılık beklediğimiz için değil, tamamen insani duruşumuzun bir gereği olarak yapıyoruz.
Fakat durum artık Türkiye’nin tek başına, kendi imkânları ile kardırabileceği bir yük olmaktan çıkmış bulunuyor.
Sizler de takip ediyorsunuz…
Son dönemde rejim ve destekçisi ülkeler, Halep ve Türkmen bölgesi başta olmak üzere, Suriye’nin kuzeyindeki hava saldırılarını yoğunlaştırıdılar.
Suriye’nin kadim şehirleri tarihinde hiç görülmedik bir şekilde bombalınyor, yok ediliyor.
Bu saldırılarda, sadece son 10 günde, çoğu sivil 600’ün üzerinde masum insan hayatını kaybetti.
Bu saldırılar güney sınırımızda yeni bir göç dalgası oluşturdu.
Suriye’deki kaos, DEAŞ, El Nusra ve PYD-YPG gibi terör örgütleri için büyüyüp serpilecekleri ortam sağladı.
Nitekim Suriye, şu an “terör ihraç eden bir ülke” konumuna gelmiştir.
Türkiye, Suriye kaynaklı tehditlerin acısını en fazla hisseden, terör saldırılarından en çok etkilenen ülkelerden biridir.
Teröre ve terörü destekleyen ülkelere karşı, artık tüm devletlerin ortak ve ilkeli bir duruş sergilemesi gerekiyor.
Bu konuda “ama”lı, “fakat”lı ifadeler kullanmak, “iyi terörist”, “kötü terörist” ayrımına gitmek, daha önce gördüğü irtibatı şimdi yok saymak, terörü destek olmaktır.
Bu tarz bir duruşla terörle başarılı bir mücadele olamayacağını, artık herkesin idrak etmesi, anlaması gerekiyor.
Bakınız biz, Türkiye olarak, 30 yıldır bölücü terörle mücadele eden bir ülkeyiz.
Bizim nazarımızda terör örgütleri arsında hiçbir ayrım yoktur, olamaz.
El Şebab ile DEAŞ veya El Nusra ya da PYD/YPG arasında bir ayrım gözetmedik, gözetmiyoruz.
Terör dünyanın her yerinde, kim tarafından yapılırsa yapılsın terördür ve bu tehdide karşı kararlı bir şekilde mücadele edilmelidir.
Temennimiz bu anlayışın, “istisna” olmaktan çıkıp, tüm ülkeler nezinde ortak bir hareket tarzına dönüşmesi, kabul görmesidir.

Değerli misafirler…
Somali, diğer konularla birlikte terörle mücadelede de desteğe ihtiyacı olan bir ülkedir.
Bu bakımdan Somali’de olumlu mecrada kaydedilen ilerlemelere hep beraber sahip çıkmalıyız.
Zira Somali’nin istikarı sadece bu ülke için değil, tüm bölge ve kıta için hayati öneme sahiptir.
Gelin, 2011 yılında yaşanan insanlık trajedisinin, tarihin tozlu raflarında kalmasını sağlayalım.
Elbetteki buradaki asıl sorumluluk Somalili liderlerin omuzlarındadır.
Bir Somali atasözünün dediği gibi, “SADECE SENİN AVUCUNUN İÇİNDEKİ SU, SUZUZLUĞUNU GİDEREBİLİR.”
Evet, Somali’ye öncelikle Somalililer sahip çıkacak, kendi yaralarını öncelikle onlar saracaktır.
Burada bizlere düşen onların bu çabalarına destek olmak, gerekli yardımı sağlamaktır.
Somalili liderlerin, siyasetçilerin, kanaat önderlerinin, ülkenin müşterek menfaatlerini ön planda tutarak hareket edeceklerine inanıyorum.
Bu çerçevede, 2016 seçimlerini, ülkedeki kazanımların korunması açısından son derece önemli görüyorum.
Somali Hükümetini ve bugün aramızda olan bölgesel yönetimlerin liderlerini, seçim sisteminin belirlenmesi amacıyla yapılan Ulusal İstişare Forumu’nda sergiledikleri yapıcı tutum sebebiyle tebrik ediyorum.
Temennimiz bu sürecin kuvvetlenerek devam etmesi, çok partili sisteme dayalı demokratik anlayışın tüm unsurlarıyla Somali’de hâkim olmasıdır.
Seçimlerin barış, huzur ve güvenlik içinde gerçekleştirilmesini, Somali’nin geleceği, siyasi istikrarı ve demokratikleşmesi açısından samimiyetle temenni ediyoruz.
Umutsuzluk ve yeis, bizim dünyamızda kendisine yer edinemez, edinmemelidir.
Somali’nin bugün geldiği yer, 5 yıl önce hayal dahi edilemiyordu.
Daha güzel, daha huzurlu, daha aydınlık günlerin Somali’yi beklediğine inanıyoruz.
Bu zorlu süreçte ve takip eden dönemde Somalili kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, Türkiye’den ve İstanbul’dan güzel hatıralarla ülkelerinize dönmenizi diliyorum.
İstanbul’daki bu güzel buluşmanın Somali için, tüm Somalililer için hayırlara vesile olmasını; Afrika’nın barış, huzur ve istikrarına katkıda bulunmasını temenni ediyorum.
Tüm katılımcılara bir kez daha şükranlarımı sunuyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.